| KEPEZ İLÇEMİZ | ||
|
KEPEZ İLÇESİ TARİHÇE VE GENEL BİLGİLER İl merkezinden alınan 7 köy, Varsak mahalleleriyle 2008 yılında Merkez Kepez adıyla ilçe olmuştur. İlçenin Adrese Dayalı Nüfus Kayıtlarına göre nüfusu 380.069'dur. Sözlük anlamı “Deniz kıyısında kayalık alan” ve gelinlerin başlarına taktıkları taç” anlamına gelen Kepez, Antalya’nın kuzeyindeki ovayı da bir gelin başı gibi taçlandırır. 1960'lı yıllara kadar Antalya kenti, Şarampol semtinin biraz ilerisinde; eski adıyla ‘Sosyal Sigortalar (SSK) Hastanesi’nin hemen kuzeyinde, Antalya halkının "Beyazbina" diye adlandırdığı yerde son bulurdu. Burası bugün Güllük ve Şarampol Caddelerinin Çallı’ya çıkarken birleştiği noktadır. Beyaz bina denilen yapı da, 1950’li yıllarda Karayollarının yaptırdığı, bembeyaz kireç badanalı bir yol bakım ve kontrol evi'nden başka bir şey değildi. O zamanlar, şehiriçi otobüsleri ve dolmuşlar, buraya kadar gelir ve tekrar geri dönerlerdi. Yolun bundan sonrası, sık makilik ve yer yer kaya parçalarının kapladığı bir alandı. Eskiden Beyazbina'nın biraz ilerisindeki bugün Emniyet Binası ile Atatürk Anıtı'nın bulunduğu büyük kavşağı da içine alan arazide, aralarında bir insan boyundan daha yüksek ve sanki insan eliyle dikilmiş gibi bir görünüm veren bu çok sayıda doğal kaya parçaları, buradan her geçenin dikkatini çekerdi. Bu taşlar nedeniyle, bu düzlüğe ‘Dikili Taşlar’ denirdi. 1970'li yılların ortalarından itibaren "Dokuma" olarak adlandırılan bu semtte, o yılların ortalarına kadar hiçbir ev yoktu. Her taraf taşlık ve fundalık ile kaplı idi. Kepez'e kadar devam eden yolun iki tarafı, kayalıkların arası, makilik ve yabani çilek ağaçlarıyla doluydu. Bugün yeni otogara giderken, eski Pil Fabrikası'nın biraz ilerisinde eskiden Osmanlı Devrine ait iki tane sarnıç binası vardı. Bunlardan biri korunmuşsa da, diğeri yol yapımı sırasında, yol içinde kaldığı için yıkılmıştır. Daha 1960'lı yıllara kadar bu Çifte Sarnıçlar’ın bulunduğu bu alan, sabahleyin erkenden Antalya'daki çeşitli hanlardan, hareket edip kentten çıktıktan sonra, deve kervanlarının ve at arabalarının eksiklerini kontrol etmek için mola verdikleri bir yer idi. Burada araba ve atların son kontrolleri yapılır, kervana katılacaklar son yolcular da burada beklenirdi. Kervan düzülünce de, Çifte Sarnıçlar'dan başlayarak konvoylar halinde, Kepez'e doğru yolculuğa başlanırdı. Çifte Sarnıçlar'ın biraz ilerisinde ise; Antalya-Burdur karayolunun solunda bugünkü otogardan başlayarak karayolu boyunca, Beylerbeyi Murat Paşa tarafından hicri 982 (miladi 1574) yılında vakıf durumuna getirilen ve büyüklüğü 14.000 hektarı bulan arazisi Kepez sırtlarına kadar dayanan Vakıf Muratpaşa Çiftliği vardır. Hemen hemen bir yüz yıl kadar hiç ilgilenilmeyen bu çiftlik, Cumhuriyet'ten sonra, 1930'lu yılların başında işletilmeye başlandı. Bu amaçla yüzlerce yabani zeytin, keçiboynuzu (harnup) ve antepfıstığı ağaçları aşılandı. Çiftlikteki çok eski kanallar açılıp onarılarak bataklıklar kurutuldu. 1965'te, de burada yetişen zeytinleri değerlendirmek amacıyla bir zeytinyağı fabrikası kuruldu ve 1967'den itibaren bu fabrikada yöre halkı ürettikleri zeytinlerinin de işlenmesine başlandı. Ancak o güne kader memur, bahçıvan ve küçük ölçekli birkaç esnaftan oluşan Antalya halkına, yeni geçim kaynakları yaratmak için, 1950'li yılların ortalarından itibaren yeni fabrikalar kurulması için hükümete yapılan başvurular sonuç vermiş; fabrikaların kurulacağı alanlar için de, Antalyalıların "çok uzak" dediği, Antalya-Burdur karayolunun sol tarafı gösterilmişti. 1955'te Pamuklu Dokuma Fabrikası ve Kepez Elektrik Santralı, 1957'de Etibank ile Fransız Pechiney Şirketi'nin kurduğu Antalya Ferrokrom ve Karpit Fabrikası, birbiri ardından yerini aldı. Bu fabrikaları, 1964'te kurulan Guayul Kauçuk Fabrikası, 1969'da temeli atılıp, 1969'da üretime geçen Antalya Yağ Sanayii ile, 1976 açılan Pil Fabrikası peşi sıra izledi. Bu bölgede ilk olarak Dokuma Fabrikası kurulduğu için, halk o bölgeyi "Dokuma" olarak adlandırdı. Artık Beyazbina'dan daha ileriye giden tek şehiriçi taşıma taşıtı, işçileri dokuma Fabrikası'na üç vardiya taşıyan Dokuma Fabrikası Servis otobüsü oldu. 1970'li yılların ortalarında yavaş yavaş imara açılan bu bölgede, arazi satın alarak yerleşen Çallı lakaplı Mehmet Şencan, arsasına ilk evi yaptı. Oğlu Yük. Müh. İbrahim Şencan tarafından 1976 yılında aynı yerde 'Çallıoğlu İşhanı’nı inşa edilip, binaya oldukça büyük "Çallıoğlu" tabelasını asınca, dolmuş şoförleri güzergah adı olarak artık "Çallı" ismini kullanmaya başladılar. Zamanla da bu isim, bir semt adı olarak yerleşti ve "Dikili Taşlar" ismi de unutulup gitti. Kepez ve gecekondular Antalya , 1970’li yılların başından itibaren hızlı bir göç almaya başlayınca, Kepez bölgesinde hızlı bir gecekondulaşma başladı. Özellikle bu bölgede yer alan Muratpaşa Vakıf Çiftliği toprakları tam bir talana uğradı. Bu arazi talanı, yalnız evsiz barksız göçmen kişilerin bir evlik yer çevirip oturması ile sınırlı kalmamıştı. Özellikle Burdur, Bucak, Isparta gibi yakın il ve ilçelerde oturan birçok varlıklı kimseler dahi, ileride çocuklarına yatırım olsun diye, Vakıf arazisinden birkaç dekar arsayı duvarla çevirip, içine gecekondularını ‘Antalya Belediye Başkanı Seçimi’ öncesinde bir gecede inşa ediveriyorlardı. Bunlar yaz aylarını Antalya’nın yaylalarındaki köylerinde geçiriyor; kış gelince, Antalya’ya inip Kepez bölgesindeki gecekondularında yaşamlarını sürdürüyorlardı. 1970’li yılların sonunda bu gecekondu sakinlerinin yanına, doğu illerinden kaçıp gelen doğulu vatandaşlar komşu oldular. Bu gecekondulaşma hızla artarak 1970'li yıllara kadar, kimsenin uzun yolculuğa çıkmadıkça, gidip görmediği taşlık ve fundalık bir bölgeden, Antalya'ya 1970'li yılların ortalarında başlayan göçler ve 1994'te de belediye kurulması sonucu, bugün burada yeni bir kent, yani Kepez doğdu. Kaynak: Hüseyin ÇİMRİN |
||